Kalbimdeki Prenses: Smyrna
Ben bu satırları yazarken hayatımda benim için çok önemli olan bir yerden uzakta geçen yaklaşık 145. günüm doluyor olacak. Meraklısı için hesaplamak isterse diye 31 Ağustos 2009 07.00 den beri ayrıyım güzeller güzeli şehrimden.
İzmir olmadan yaşayamam diyen biri için zor geçti bu 100 küsur gün. Her fotoğrafında, her şarkısında anılar beynime, yaşlar gözüme doldu. Yine şanslı nesiliz, arkadaşlarımla, ailemle internet ve telefon vasıtasıyla haberleştim hep. Aslında bu her ne kadar şans olsa da bir yandan da her şeyi daha kötüye sürükleyen bir imkan.
Arkadaşlarınız “Seni özledik. Ne zaman geliyorsun?” dedikçe anılar sel olup akıyor beyninizden. Bir insanı en çok özlemek değil de özlendiğini bilmek yıpratıyormuş onu öğrendim ben bu yüz küsur günde. Sevmek değil de sevildiğini bilmek mutlu ediyormuş en çok.
Yazık ki en çok yakınında olmak istediğime yakın değilim, prensesime, Smyrnama, İzmirime yakın değilim. Sadece haberlerini almak onu yaşamanın, onunla yaşamanın yerini tutmuyor. Proje sabahlamalarında balkondan denizin üzerindeki sıçtın mavisini görmek, arkadaşlarla gün batımında güneşin gerçekten batan bir gemi gibi denize gömülüşünü izlemek, bunu bir de kız arkadaşlar yapmak bunların yerini hiç bir şey tutmuyor.
İzmirden uzak yaşayamam derdim, deniz olmadan yaşayamam. Ufku olmayan şehirde üç ayım bitti, dördüncünün bitmesine sayılı gün kaldı ve ben gerçekten yaşamıyorum. Zannedilenin aksine, “hayat sana güzel” diyenlerin aksine İzmirden uzak olmak yıpratıyor beni.
Geziyorum, eğleniyorum, oyalanacak bir şeyler buluyorum ama bir an boş kalmasın bu aklım. Kordonun çim barı, Viran Gönüller Kahvesi, topluluklar merkezi, evimin balkonu beliriyor aklımda. Arkadaşlarım doluşuyor bu mekanlara, beraber içiyoruz, gülüyoruz, faaliyete gidiyoruz, ağlıyoruz, bakıyorum Ege beni terk etmiş ben Uğurun omzunda ağlıyorum anılar yer değiştiriyor ehavk faaliyet otobüsü bağıra çağıra şarkılar söylüyoruz biri “maximus” diye bağırıyor, başka bir anı geliyor İzyuvadayız final öncesi sabahlaması bakkala kim gidecek kavgası var evde, bir başkası gece dört ağustos sıcağı açık balkon kapımdan devasa bir böcek giriyor ses yapmadan öldürmek için iki saat harcıyorum o yorgunluk uyku tutmayan bedenimi uyutuyor. Uzun lafın kısası özlüyorum prensesim.
Seni yaşamayı, seninle yaşamayı, sende mutluluğu yaşamayı özlüyorum. Öte yandan içimi en çok acıtanlardan biri de özlendiğimi bilmek oluyor. Biliyorum özleyenler var ve ben gidemiyorum. Oysa o kadar istiyorum yanlarında olmayı. Artık geri sayım yapma vakti belki de. Zamanında bir arkadaşımın MSN iletisi olarak kullandığı bir cümle vardı : “Dileğini tutmuş sayar sonsuzdan geri…” diye.
İşte şimdi benim yapmam gereken bu. Dileğimi tuttum ve geri saymaya başladım.
Biterken : Tuğba Özerk – İzmir (Dostum Bana İzmiri Anlat adıyla daha meşhur)
Gönderildi: Ocak 17th, 2010 Kategori: Genel.