Yabancı bir aidiyet hissi
Dün gece Bolzano sokaklarında yürüyordum tek başıma. Piazza Domenicaniyi geçtim, ardından postaneyi geçip sağa Via dell’Isarco ya ye girdim. Amacım davet edildiğim üzere Papperlapapp a gidip Marieyi görmekti. Yapmadım.
Üzerimde bir t-shirt ve gri ceketim ellerim ceketimin cebinde sanki yıllardır bu sokakları arşınla gibi yürüyordum. Tuhaf bir aidiyet hissi. Sanki Bolzano benim, ben Bolzanonun birer parçası gibiydik ama öte yandan sokağın sağına soluna sıralanmış elit görünen barlardaki takım elbiseli adamların, şık kadınların beni tamamiyle yabancı gördükleri bakışları üzerimde hissediyordum.
Piyano sesi yükselen barın önünden geçerken kendi aralarında Almanca / İtalyanca konuşan insanların nedense bana serseri gibi baktıklarını hissediyordum. Ve Bolzanoya yabancılaşıyordum o anda. Düşünüyordum acaba saçım mı, sakalım mı, giyim tarzım mı yoksa tek başıma yürümem mi bana bakmalarına sebepti?
Onlar bana bakana kadar kendimi Bolzanonun bir parçası gibi hissediyordum ya sonra? Her şey tamamen yabancılaştı. Normal bir çarşamba akşamına kıyasla boş olan sokaklardan bir hüzün yağdı yüreğime. Papperla ya giremedim. Camdan baktım içeride bir müşteri ve Marie vardı sadece. Arkamı döndüm.
Piazza Domenicaniye geri geldiğimde havada sanki bir ölüm sessizliği vardı. Her zaman müşterisi olan -kimi zaman liseliler, kimi zaman serseriler, kimi zaman aileler, ilginç bir mekan. – Königde bir tane bile insan yoktu, Temple Bar adındaki İrlanda Pub ı, her gece tıklım tıklım dolu olan Bar sinek avlıyordu.
Bir kahve içimlik König de oturdum. Daha önce pek çok olaya şahit olduğum, kavgaların ikisine fiilen karıştığım bar ne kadar sessizdi. Bütün gece oturup huzur bulabilirdin o barda. Kahvemi bitirdiğimde ağır adımlarla bir dakika yürüyüş mesafesindeki yurduma döndüm.
Hayatımda kendimi en yabancı ama en ait hissettiğim yerlerden birine. Çok garip her şey benim düzenime göre işiyor burada ama yine de her şey yabancı. Dışarıdan döndüğümde evime dönmüşçesine rahatlıyorum, ama bir an geliyor ki onun bana benim ona ait olmadığımı hissettiriyor bu şehir, bu oda.
Aynı anda hem ait olup, hem de yabancı olmak. Bir yandan kalmayı bir yandan gitmeyi istemeye sebep oluyor. Sonunda ne yapacağını bilmeden ellerin ceketinin ceplerinde sokakları arşınlıyorsun. Dün gece yaptığım gibi.
Biterken : Apocalyptica – Refuse, Resist
Gönderildi: Mart 25th, 2010 Kategori : Genel.
Yorumlar: 1